Dostoyevski’yi okurken benim hissettiğim ilk şey şu oluyor: Adam insanın içine bakıyor. Ama yüzeyine değil, en dipte sakladığı yere. İnsanların başkalarına göstermediği, hatta bazen kendine bile itiraf edemediği düşünceleri alıp ortaya koyuyor.
Onu sadece bir romancı olarak görmek bana hep eksik geliyor. Dostoyevski, insan psikolojisini anlatmıyor; onu deşiyor.
İnsan Neden Kötülük Yapar?
Dostoyevski’nin en çok kurcaladığı sorulardan biri bu.
Ama verdiği cevap basit değil.
Onun dünyasında insanlar:
-
Sadece kötü oldukları için kötülük yapmaz
-
Bazen acıdan
-
Bazen aşağılanmışlıktan
-
Bazen kendini kanıtlama ihtiyacından
-
Bazen de “özgürüm” demek için
kötülük yapar.
Suç ve Ceza’daki Raskolnikov mesela…
Suçu işledikten sonra asıl cezasını mahkemede değil, kendi zihninde çeker. Vicdan, Dostoyevski’de dışsal bir şey değil; insanın içindeki en sert yargıçtır.
Çelişkili İnsanlar
Dostoyevski’nin karakterleri bana hep çok gerçek gelir çünkü tutarlılıkları yoktur. Aynı insan:
-
Hem merhametli
-
Hem zalim
-
Hem inançlı
-
Hem şüpheci
olabilir.
Biz günlük hayatta insanları etiketlemeyi severiz: iyi, kötü, güçlü, zayıf. Dostoyevski ise bu etiketleri tek tek söker. İnsan tek bir duyguya sığmaz der.
Bu yüzden karakterleri rahatsız eder. Çünkü bize kendimizi hatırlatırlar.
Acı ve Psikoloji
Dostoyevski için acı sadece bir talihsizlik değildir.
Acı, insanı dönüştüren bir şeydir.
Onun karakterleri acı çekerken:
-
Kaçarak kurtulmaz
-
Acıyı yaşar
-
Onunla yüzleşir
Bana göre Dostoyevski’nin en sert tarafı burasıdır. Okura şunu der gibi gelir:
“Acıdan kaçamazsın, ama onun içinde kendini tanıyabilirsin.”
Bilinçaltı ve İç Monolog
Dostoyevski, modern psikolojinin birçok kavramını Freud’dan önce sezmiş gibidir. Karakterlerin iç konuşmaları, çelişkileri, kendileriyle tartışmaları buna örnektir.
İnsanların:
-
Kendine yalan söylemesi
-
Mantıklı görünen ama aslında duygusal kararlar alması
-
Kendini aklamaya çalışması
onun romanlarında açık açık görülür.
Bana göre Dostoyevski’yi güçlü yapan şey, insan zihnini “mantıklı” bir yer olarak görmemesidir.
İnanç, Suçluluk ve Vicdan
Dostoyevski’de psikoloji ile inanç hep iç içedir.
İnsan sadece aklıyla değil, vicdanıyla da yaşar.
Suçluluk duygusu:
-
Mahkeme olmadan da insanı mahkûm edebilir
-
Ceza almadan da insanı cezalandırabilir
Bu yüzden onun romanlarında gerçek adalet, çoğu zaman insanın kendi içinde gerçekleşir.
Benim Gözümden Dostoyevski
Bana göre Dostoyevski’yi ağır yapan dili değil, anlattıklarıdır. Çünkü anlattığı şeyler tanıdıktır. İnsan kendini görür, rahatsız olur, kaçmak ister.
Ama tam da bu yüzden değerlidir.
Çünkü insan psikolojisini romantize etmez.
İnsanı güzel göstermeye çalışmaz.
Olduğu gibi, kırık, çelişkili ve kusurlu hâliyle anlatır.

Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.