Duygusal Asimetri: Daha Az Sevenin Gücü

İlişkilerde denge romantik bir efsanedir. Çoğu bağda taraflar eşit sevmez, eşit bağlanmaz, eşit risk almaz. Ama bu eşitsizlik genellikle inkâr edilir. Çünkü aşk, karşılıklılık masalıyla anlatılır. Oysa gerçek hayatta ilişkileri ayakta tutan şey uyum değil, asimetridir. Duygusal asimetri, taraflardan birinin daha çok bağlanması, daha fazla yatırım yapması ve daha fazla kaybetme ihtimali taşımasıdır. Bu bir

Google News Google News Flipboard Flipboard Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

İlişkilerde denge romantik bir efsanedir. Çoğu bağda taraflar eşit sevmez, eşit bağlanmaz, eşit risk almaz. Ama bu eşitsizlik genellikle inkâr edilir. Çünkü aşk, karşılıklılık masalıyla anlatılır. Oysa gerçek hayatta ilişkileri ayakta tutan şey uyum değil, asimetridir.

Duygusal asimetri, taraflardan birinin daha çok bağlanması, daha fazla yatırım yapması ve daha fazla kaybetme ihtimali taşımasıdır. Bu bir karakter kusuru değildir. Ama sonuçları nettir. Daha çok bağlanan taraf, daha savunmasızdır. Daha az bağlanan taraf ise daha serbesttir. Bu serbestlik zamanla güce dönüşür.

Bu güç bilinçli olmak zorunda değildir. Çoğu zaman kimse oturup “ben daha az seveyim” diye karar vermez. Ama duygusal mesafe, kontrol alanı yaratır. Kimin daha az ihtiyacı varsa, ilişkinin temposunu o belirler. Ne kadar yakınlaşılacağına, ne zaman geri çekileceğine, hangi konuların konuşulup hangilerinin erteleneceğine o karar verir.

Daha çok seven taraf genellikle bunu fark eder ama adlandıramaz. Bir huzursuzluk hisseder. İlişkide sürekli bir ayar tutturma çabası vardır. Söylenecek sözler tartılır, tepkiler yumuşatılır, rahatsızlıklar ertelenir. Çünkü denge bozulursa, ilişkinin gideceğinden korkulur. Bu korku, asimetrinin motorudur.

Daha az seven taraf için ilişki bir merkez değil, bir parçadır. Hayatının tamamı o ilişki etrafında dönmez. Bu da ona hareket alanı sağlar. Geri çekildiğinde dünya dağılmaz. Bu yüzden sessizlik onun için bir tehdit değil, bir araçtır. Sessizlik uzadıkça karşı tarafın kaygısı artar. Güç buradan beslenir.

Bu asimetri çoğu zaman “mantıklı–duygusal” ayrımıyla meşrulaştırılır. Bir taraf daha mantıklıdır, diğeri daha hassastır denir. Oysa mesele mantık değil, bağlanma düzeyidir. Daha az bağlanan kişi daha sakin görünür. Çünkü kaybedecek daha az şeyi vardır.

İlişkilerde sıkça görülen bir durum şudur: Daha çok seven taraf, daha çok anlayan taraf olur. Daha çok empati kurar, daha çok tolere eder, daha çok açıklama yapar. Bu çaba ilişkiyi kurtarmak için yapılır ama sonuç tersidir. Anlayış arttıkça, karşı tarafın sorumluluğu azalır. Asimetri derinleşir.

Duygusal asimetri sürdürülebilir olabilir ama bedelsiz değildir. Daha çok seven taraf zamanla kendinden vazgeçer. Önceliklerini geri plana iter, sınırlarını esnetir, beklentilerini küçültür. Bunu çoğu zaman fark etmeden yapar. Çünkü ilişkiyi korumak, kendini korumaktan daha acil hâle gelir.

Bu noktada bir kırılma yaşanır. İnsan kendini ilişkide var hisseder ama kendisi olarak var hissetmez. Bir şeyler yanlış gitmektedir ama tam olarak ne olduğu söylenemez. Çünkü ortada açık bir ihmal, net bir ihanet yoktur. Sadece sürekli bir dengesizlik vardır.

Daha az seven taraf genellikle kötü niyetli değildir. Ama rahatlığı, karşı tarafın emeği üzerine kuruludur. Bu rahatlık bozulmadıkça sorgulanmaz. Asimetri normalleşir. Ta ki daha çok seven taraf tükenene kadar.

Tükenme noktası sessiz gelir. Büyük bir kavga olmayabilir. Ama bir gün insan artık ayarlamaktan vazgeçer. Tepki vermez, açıklama yapmaz, beklemez. Bu genellikle yanlış anlaşılır. Karşı taraf “soğudun mu?” diye sorar. Oysa mesele soğuma değil, bitkinliktir.

Duygusal asimetri her ilişkide az ya da çok vardır. Sorun varlığı değil, sabitlenmesidir. Roller değişmediğinde, denge hiç kurulmadığında ilişki tek taraflı bir taşıma işine dönüşür. Bu da sevgi değil, yük üretir.

Gerçek eşitlik herkesin aynı yoğunlukta sevmesi değildir. Gerçek eşitlik, iki tarafın da kaybetme ihtimalini benzer düzeyde göze alabilmesidir. Biri her zaman daha güvendeyse, orada ilişki vardır ama karşılıklılık yoktur.

Duygusal asimetri, sevginin değil; bağlanmanın gücünü gösterir. Ve çoğu zaman ilişkiyi belirleyen, kimin daha çok sevdiği değil, kimin daha az vazgeçtiğidir.

Yazar Hakkında

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter