Şöyle bir sahne vardır, çok tanıdık:
Bilgisayar açık. Kod editörü önünde.
“Aslında” çalışman gerekiyor.
Ama el telefona gidiyor.
Bir bildirime bakayım diyorsun.
Sonra bir video.
Sonra “şuna da bir bakayım”.
Bir anda yarım saat geçmiş.
Kendi kendine kızıyorsun:
“Ben niye odaklanamıyorum?”
Çoğu kişi bunu irade meselesi sanıyor.
Ama gerçek biraz başka.
Odak Kaybı Tembellik Değil
Önce şunu netleştirelim:
Kod yazarken odaklanamamak genelde tembellik değildir.
Çoğu zaman şunlardan biridir:
-
Ne yapacağını tam bilmiyorsundur
-
Yapacağın şey gözünde büyümüştür
-
Zihnin zaten yorgundur
Yazılıma oturup “bugün ne yazacağım?” diye düşünüyorsan,
zihin kaçmanın yolunu arar.
Telefon da oradadır zaten.
“Bir Oturayım da Bakalım” Odak Getirmez
En büyük hata şu cümleyle başlar:
“Bir oturayım da bakarım.”
Oturursun ama bakamazsın.
Çünkü odak dediğin şey rastgele gelmez.
Zihin netlik sever.
“Bugün backend çalışacağım” çok geniştir.
Ama
“Bugün şu fonksiyonu yazacağım” nettir.
Odak, büyük hedeflerden değil,
küçük net görevlerden gelir.
Çevrede Olan Bitenden Zihin Kurtulamaz
Etraf gürültülüyse, ekran sürekli hareketliyse,
bildirimler açık kalmışsa…
Beyin şunu yapar:
Tehlike var mı diye sürekli çevreyi kontrol eder.
Bu yüzden:
-
WhatsApp açık
-
Mail bildirimi açık
-
Sosyal medya sekmesi açık
kod yazmak neredeyse imkânsız hâle gelir.
İnsan fark etmez ama zihni parça parça olur.
Takıldığın Yerde Zihin Dağılır
Kodda takıldığın an odak dağılır.
Çünkü beyin belirsizlikten hoşlanmaz.
Hata alırsın.
Anlamazsın.
Bir çözüm denersin, olmaz.
Zihin hemen şunu söyler:
“Boş ver ya.”
Ve kaçış başlar.
Aslında çözüm kaçmak değil,
takıldığın yeri parçalamaktır.
“Koca problemi çözeyim” değil,
“Bu satır neden çalışmıyor?” demek.
Şunu Ben Net Fark Ettim
Odaklanamıyorsan çoğu zaman sebep şudur:
Yapacağın iş, zihnine büyük geliyor.
O yüzden başlamak zor geliyor.
O yüzden bahane çok oluyor.
Ama küçük başladığında bir şey olur:
Zihin ısınır.
Bir satır yazarsın.
Sonra bir satır daha.
Derken zaten içindesindir.
Odak, çalışmaya başladıktan sonra gelir.
Öncesinde değil.
Telefon Meselesi (Kimse Kabul Etmek İstemez)
Telefon masadaysa,
zihin yarım kalır.
Bakmasan bile bilir:
Orada.
Bu bile yeter.
Zihnin odağı bölünsün diye.
En basit ama en etkili şeylerden biri şudur:
Telefonu başka odaya koymak.
Basit ama gerçek.
Uzun Süre Odaklanmak Zorunda Değilsin
Bir diğer büyük yanılgı:
“Saatlerce aralıksız odaklanmalıyım.”
Hayır.
30–40 dakika temiz odak,
3 saat yarım yamalak çalışmadan daha değerlidir.
Kısa, net, bilinçli odak daha sürdürülebilir.
Sonuç
Kod yazarken odak kaybı yaşamak normaldir.
Herkes yaşar.
Mesele şudur:
-
Kendini suçlamak değil
-
Koşulları düzeltmek
Net hedef, küçük adım, sessiz ortam…
Bunlar mucize yaratmaz ama yolu açar.
Odak bir yetenek değil,
alışkanlıktır.
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.