Editör Notu: Bu yazı, kişisel bir anlatı niteliği taşıyan edebi bir denemedir.
Hani kötü bir rüya gördüğünde suya anlatırsın ya, aksın gitsin, hayrolsun denir. Ben de yaşadığım hayatı bir parça parşömene yazdım. Yazdım, yaktım; dertlerimin küllerini savurdum ve her şeyin uçup gitmesini diledim.
Defalarca kırılsam da kimseye darılmazdım. Gökyüzündeki en parlak yıldızın, kalbi ve yüreği en güzel olana ait olduğunu düşünürdük. “Acaba bizim yerimiz neresi?” diye merak ederdik. O yıldız kaydığında ise, o güzel insanın hayata veda ettiğini sanırdık. Hayat, kumsaldaki deniz yıldızlarını toplayıp yeniden denize bırakmaya çalışırken hepsini kurtaramama telaşı gibiydi; ama ne kadarını kurtarırsak o kadar iyiydi.
Çocukken tek derdim, şoförün beni parka götürmesiydi. Bağırır, ortalığı inletir, ne hayaller kurardım; bir an önce gerçekleşmesini beklerdim. Büyüdüm ve bütün hayalimin sağlıklı bir yaşam olduğunu anladım. Bana göre bize verilmiş en büyük hediye, sağlıktır.
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.