Neden Bazı İnsanlar Bir Şeyi Anlamaktan Çok İsimlendirmeyi Sever?

Bir şeye isim verdiğimizde, onu anlamış gibi hissederiz. Bir davranışa, bir duyguya ya da karmaşık bir duruma bir kelime bulduğumuz anda zihnimizde garip bir rahatlama oluşur. Artık elimizde tanımlayabildiğimiz bir şey vardır. Fakat bir şeyi adlandırmakla onu açıklamak aynı şey değildir. İnsan zihni belirsizliği sevmez. Karmaşık bir durumla karşılaştığımızda onu mümkün olduğunca tanıdık bir kategoriye

Google News Google News Flipboard Flipboard Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Bir şeye isim verdiğimizde, onu anlamış gibi hissederiz.

Bir davranışa, bir duyguya ya da karmaşık bir duruma bir kelime bulduğumuz anda zihnimizde garip bir rahatlama oluşur. Artık elimizde tanımlayabildiğimiz bir şey vardır. Fakat bir şeyi adlandırmakla onu açıklamak aynı şey değildir.

İnsan zihni belirsizliği sevmez. Karmaşık bir durumla karşılaştığımızda onu mümkün olduğunca tanıdık bir kategoriye yerleştirmek isteriz. Böylece üzerinde düşünmemiz gereken geniş bir alan, tek bir kelimeye indirgenmiş olur.

Birine “narsist”, “tembel”, “kıskanç” ya da “özgüvensiz” dediğimizde, aslında çoğu zaman bir açıklama yaptığımızı sanırız. Oysa yalnızca davranışı bir kategoriye yerleştirmiş olabiliriz. İnsan neden böyle davranıyor, hangi koşullar bunu ortaya çıkarıyor, başka türlü davranabilir mi gibi sorular hâlâ ortada durur.

Etiket, soruyu ortadan kaldırmaz. Sadece soruya bir isim verir.

Bu durum günlük hayatta oldukça kullanışlıdır. Dünyayı her seferinde sıfırdan anlamlandırmak mümkün olmadığı için kategorilere ihtiyaç duyarız. Bir ağacı her gördüğümüzde onun ne olduğunu yeniden araştırmayız. İnsan ilişkilerinde de benzer biçimde, deneyimlerimizden oluşturduğumuz kavramlar bize hız kazandırır.

Sorun, bu kolaylığın düşünmenin yerine geçmesiyle başlar.

Bir davranışı açıklamak yerine ona bir isim verdiğimizde, merakımız da sona erebilir. “O zaten böyle biri.” dediğimiz anda artık nedenini araştırmaya gerek duymayız. Bir insanı tanımak yerine onu bir kelimenin içine yerleştiririz.

Üstelik isimler yalnızca düşüncelerimizi değil, gördüğümüz şeyi de etkiler. Bir kişiye “güvenilmez” etiketi koyduğumuzda, sonraki davranışlarını bu bilgi üzerinden okumaya başlarız. Aynı hareket başka bir insanda gözümüze önemsiz gelirken, o kişide şüpheli görünebilir.

Böylece kelime, gerçeği tarif etmekten çıkıp gerçeği nasıl göreceğimizi belirlemeye başlar.

Felsefenin temel gücü de biraz burada ortaya çıkar. İyi bir soru, hızlı bir isim vermek yerine kavramın kendisini açar. “Bu nedir?” sorusundan sonra “Neden böyle?” ve “Gerçekten bundan mı söz ediyoruz?” diye devam edebilmek gerekir.

Çünkü isimlendirmek düşünmenin başlangıcı olabilir, ama sonu değildir.

Bir şeye doğru adı vermek değerli olabilir. Fakat bazen en tehlikeli şey, bir kelime bulduktan sonra artık onu anlamamız gerektiğini düşünmemizdir. Çünkü insan, bilmediği bir şeyi isimlendirdiğinde bilgi edinmiş olmaz; yalnızca bilinmeyene bir etiket yapıştırmış olur.

Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yılmaz 144 yazı

Dijital stratejist, içerik üreticisi ve yazar. Zekâ ve analizle şekillenen vizyonuyla dijital dünyada fark yaratan, düşünceyi derinleştiren ve etkileyici içerikler üreten biri.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter