Bir Şeyin Gerçek Olması Onu Söylemeyi Gerekli Kılar mı?

Doğruyu söylemek çoğu zaman ahlaki bir zorunluluk gibi düşünülür. Yalan söylemek kötü, dürüst olmak ise iyi kabul edilir. Fakat bu ayrım biraz derinleştirildiğinde daha zor bir soru ortaya çıkar: Bir şey doğruysa, onu söylemek gerçekten her zaman gerekli midir? Bir insan hakkında bildiğimiz her şeyi ona söylemek zorunda mıyız? Bir arkadaşımızın hayatıyla ilgili istemediğimiz bir

Google News Google News Flipboard Flipboard Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Doğruyu söylemek çoğu zaman ahlaki bir zorunluluk gibi düşünülür.

Yalan söylemek kötü, dürüst olmak ise iyi kabul edilir. Fakat bu ayrım biraz derinleştirildiğinde daha zor bir soru ortaya çıkar: Bir şey doğruysa, onu söylemek gerçekten her zaman gerekli midir?

Bir insan hakkında bildiğimiz her şeyi ona söylemek zorunda mıyız? Bir arkadaşımızın hayatıyla ilgili istemediğimiz bir gerçeği bilmesi gerekiyor mu? Ya da karşımızdaki kişi henüz hazır değilken, sırf doğru olduğu için söylemek gerçekten erdemli bir davranış mı?

Çünkü doğruluk ile söyleme zorunluluğu aynı şey değildir.

Bir bilginin gerçek olması, onun her koşulda paylaşılması gerektiğini göstermez. Özel hayat bunun en açık örneklerinden biridir. İnsanların kendileri hakkında başkalarına anlatmak istemediği şeyler olabilir ve mahremiyet, gerçeği saklamakla aynı anlama gelmez.

Burada dürüstlükle düşüncesiz açıklık arasındaki sınır önem kazanır.

Bazen “Ben sadece dürüstüm.” cümlesi, söylenmesi gerekmeyen bir şeyi söylemenin bahanesine dönüşebilir. Birinin görünüşü, geçmişi veya kişisel tercihi hakkında doğru bir şey söylemek, bunu söylemenin mutlaka faydalı olduğu anlamına gelmez. Gerçek olmak, tek başına değerli bir davranış için yeterli ölçüt değildir.

Öte yandan susmak da her zaman masum değildir.

Bir insanın hayatını doğrudan etkileyen önemli bir bilgiyi bilerek saklamak, özellikle o kişinin karar verme hakkını etkiliyorsa ciddi bir mesele hâline gelir. Birinin kendisi hakkında bilmesi gereken bir şeyi yalnızca onu üzmemek için gizlemek, bazen şefkat değil, karar hakkına müdahaledir.

Dolayısıyla mesele “Doğruyu söylemeli miyiz?” sorusundan daha karmaşıktır.

Kime söylüyoruz, neden söylüyoruz ve bu bilginin sonucu ne olacak?

Bu sorular devreye girdiğinde dürüstlük basit bir kurala dönüşmez. Aynı gerçek, bir durumda gerekli olabilirken başka bir durumda yalnızca zarar verebilir. Söylenen sözün doğruluğu kadar, bağlamı ve amacı da önem kazanır.

Belki de ahlaki davranış, aklımızdan geçen her şeyi filtresiz biçimde söylemek değildir. Bazen susmak korkaklık değil, sınır bilmektir. Bazen konuşmak cesaret ister; bazen de bildiğimiz bir şeyi söylemeyip bunun sorumluluğunu üstlenmek.

İnsanların birbirine karşı en büyük sorumluluklarından biri belki de her şeyi söylemek değil, hangi gerçeğin hangi durumda söylenmesi gerektiğini ayırt edebilmektir.

Çünkü gerçek kendi başına konuşmaz. Ona anlamını veren, onu söyleyen insan ve içinde söylendiği koşullardır.

Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yılmaz 144 yazı

Dijital stratejist, içerik üreticisi ve yazar. Zekâ ve analizle şekillenen vizyonuyla dijital dünyada fark yaratan, düşünceyi derinleştiren ve etkileyici içerikler üreten biri.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter