İnsan Neden Aynı Anda Hem Değişim İster Hem de Değişimin Sonuçlarından Korkar?

nsan değişmek istediğini söylerken çoğu zaman aslında değişimin kendisini değil, değişimin getireceği sonucu istiyor olabilir. Daha iyi bir hayat, farklı bir iş, başka bir şehir, yeni bir çevre ya da bambaşka bir düzen… Bunların fikri caziptir. Fakat değişim gerçek bir ihtimale dönüştüğünde, heyecanın yanına başka bir duygu eklenir: kaygı. Çünkü değişim yalnızca yeni bir şey

Google News Google News Flipboard Flipboard Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

nsan değişmek istediğini söylerken çoğu zaman aslında değişimin kendisini değil, değişimin getireceği sonucu istiyor olabilir.

Daha iyi bir hayat, farklı bir iş, başka bir şehir, yeni bir çevre ya da bambaşka bir düzen… Bunların fikri caziptir. Fakat değişim gerçek bir ihtimale dönüştüğünde, heyecanın yanına başka bir duygu eklenir: kaygı.

Çünkü değişim yalnızca yeni bir şey kazanmak değildir. Aynı zamanda mevcut düzenin bazı parçalarından vazgeçmek anlamına gelir.

İnsanların büyük kararların eşiğinde uzun süre beklemesinin nedenlerinden biri budur. Bildiğimiz hayat kusursuz olmayabilir ama tanıdıktır. Yeni olan ise henüz yaşanmamıştır. Ne kazanacağımızı hayal edebiliriz, fakat neyi kaybedeceğimizi tam olarak bilemeyiz.

Bu belirsizlik, bazen mevcut durumun kusurlarını olduğundan daha katlanılabilir gösterir.

Bir işten ayrılmayı düşünen biri, yıllardır şikâyet ettiği çalışma ortamını bir anda daha güvenli görmeye başlayabilir. Başka bir şehre taşınmak isteyen biri, yaşadığı yerin eksiklerini unutup orada kurduğu düzenin değerini fark edebilir. Çünkü kaybetme ihtimali ortaya çıktığında, daha önce sıradanlaşmış şeyler yeniden görünür hâle gelir.

Değişimin başka bir tarafı daha vardır: İnsan yalnızca çevresini değil, kendi rolünü de değiştirmek zorunda kalabilir.

Yeni bir hayat, eski alışkanlıkların ve ilişkilerin bazılarını geride bırakmayı gerektirebilir. Çevremizdeki insanlar bizi yıllardır belirli bir biçimde tanıyorsa, farklı davranmaya başladığımızda onların tepkileriyle de karşılaşabiliriz. Bu yüzden bazı değişimler kişisel bir karar olmaktan çıkar ve sosyal bir bedel taşımaya başlar.

Üstelik insan geleceği çoğu zaman mevcut deneyimlerinin üzerinden tahmin eder. Bilmediği bir hayatı tasarlarken, boşlukları korkularıyla doldurabilir. Henüz gerçekleşmemiş bir başarısızlık, zihinde yaşanmış bir olay kadar gerçek görünebilir.

Bu nedenle bazen değişimden korktuğumuzu düşünürüz, ama aslında korktuğumuz şey değişimin kendisi değil; onun kontrol edemediğimiz sonuçlarıdır.

Yine de her değişimin iyi olduğu düşüncesi de aynı derecede yanıltıcıdır. Sırf farklı olduğu için yeni olanı seçmek, düşünülmüş bir karar değildir. Bazı şeyleri korumak gerekir. Mesele sürekli hareket etmek değil, neyin korunmaya değer olduğunu ayırt edebilmektir.

Belki de değişimle kurduğumuz en büyük çelişki burada ortaya çıkıyor: İnsan geleceğin daha iyi olmasını isterken, geleceğe ulaşmak için bugünün kesinliğinden vazgeçmek istemiyor.

Bu yüzden değişim cesaret meselesi olmaktan önce bir belirsizlik meselesidir. Yeni olanı seçtiğimizde yalnızca ne kazanacağımızı değil, hangi ihtimallerden vazgeçeceğimizi de kabul ederiz. Ve bazen bir hayatı değiştirmeyi zorlaştıran şey, mevcut hayatın iyi olması değil; onun artık ne kadar tanıdık olduğudur.

Yazar Hakkında

Mehmet Ali Yılmaz 144 yazı

Dijital stratejist, içerik üreticisi ve yazar. Zekâ ve analizle şekillenen vizyonuyla dijital dünyada fark yaratan, düşünceyi derinleştiren ve etkileyici içerikler üreten biri.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter