Bazı insanlar güzel bir haber aldığında bile tamamen rahatlayamaz.
Bir şeyler yoluna girdiğinde içlerinden bir ses, “Ama birazdan kötü bir şey olacak” der.
Her şey yolundayken huzursuz olmak, mutluluğun hemen arkasından bir felaket beklemek ya da iyi giden bir şeyi fazla düşünerek bozacağından korkmak…
Dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor görünebilir.
Ama zihnin çalışma biçimi açısından bunun önemli bir nedeni vardır: Beyin yalnızca güzel şeyleri yaşamaya değil, olası tehlikeleri önceden fark etmeye de programlıdır.
Neden İyi Bir Şeyden Sonra Kötüsünü Bekleriz?
Beyin için belirsizlik başlı başına bir yük olabilir.
Her şey yolundayken geleceği kontrol edemediğimizi fark ederiz. Şu anın iyi olması, yarının da aynı şekilde olacağının garantisi değildir.
İşte bazı insanlarda bu belirsizlik, sürekli bir “hazırlıklı olma” haline dönüşebilir.
“Şimdi her şey güzel ama ya bozulursa?”
“Bu kadar iyi gidiyorsa kesin bir şey çıkacak.”
“Tam rahatladım, şimdi kötü bir haber gelecek.”
Bu düşünceler kişinin kötü bir şey istediği anlamına gelmez. Tam tersine, zihnin olası bir darbeye karşı kendisini hazırlama çabası olabilir.
Sanki kötü ihtimali önceden düşünürsek, gerçekleştiğinde daha az şaşıracakmışız gibi…
Kötüyü Önceden Düşünmek Kontrol Hissi Verebilir
Belirsizlik insanı savunmasız hissettirebilir.
Bu nedenle bazı insanlar gelecekte yaşanabilecek kötü senaryoları tekrar tekrar düşünür. Aslında amaç korkmak değil, hazırlıklı olmaktır.
Fakat burada bir yanılgı ortaya çıkar:
Bir şeyi önceden düşünmek, onu kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez.
Zihin bunu ayırt etmekte zorlanabilir.
Bir problemi yüz kez düşünmek, problemin gerçekleşmesini engellemez. Ancak kişiye geçici olarak “hazırım” hissi verebilir.
Bu nedenle kaygılı düşünce bazen kendi kendisini besler.
Kötü ihtimali düşünürüz.
Bir süreliğine rahatlarız.
Sonra yeni bir ihtimal ortaya çıkar.
Onu da düşünürüz.
Böylece zihin hiçbir zaman gerçekten dinlenemez.
Geçmiş Deneyimler de Rol Oynayabilir
Daha önce beklenmedik şekilde hayal kırıklığı yaşamış bir insan, gelecekteki mutluluklara daha temkinli yaklaşabilir.
Bir şeylerin güzel giderken aniden bozulduğunu deneyimlediyse, zihni benzer bir durum karşısında daha hızlı alarm verebilir.
Bu yüzden bazı insanlar mutluluğun içinde bile tam anlamıyla gevşeyemez.
Çünkü zihin yalnızca bugünkü duruma değil, geçmişte öğrendiği derslere de bakar.
Ancak geçmişte bir şeyin kötü sonuçlanmış olması, her güzel şeyin aynı şekilde biteceği anlamına gelmez.
Beynin görevi geleceği tahmin etmek değildir; geçmiş deneyimlerden yola çıkarak olası riskleri hesaplamaktır.
Sorun, bu hesaplamanın sürekli açık kalmasıdır.
Mutluluğun İçinde Kalabilmek
Beklenen felaket düşüncesinin en yorucu taraflarından biri, insanın yaşadığı güzel anı daha gerçekleşmeden kaybetmesine neden olmasıdır.
Bir tatilin tadını çıkarmak yerine tatilin nasıl biteceğini düşünür.
Bir ilişkide güzel bir an yaşamak yerine ilişkinin ne zaman bozulacağını düşünür.
İyi bir haber almak yerine bunun ardından gelecek kötü haberi bekler.
Böylece gerçek bir tehlike olmadığı halde zihin sürekli gelecekte yaşamaya başlar.
Oysa belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.
Her güzel şeyin kötü biteceğine dair bir garanti olmadığı gibi, kötü bir şeyin hiç yaşanmayacağına dair de garanti yoktur.
Hayatın zor tarafı tam olarak budur.
Kontrol edemediğimiz bir geleceğin içinde, bugün yaşanan güzel şeyin gerçek olduğunu kabul etmek.
Bazen zihnin ihtiyacı yeni bir kötü senaryo değil, mevcut anın gerçekten yaşandığını fark etmektir.
Çünkü her şeyin iyi gittiği bir anda kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek, geleceği görmek değildir.
Çoğu zaman yalnızca zihnin belirsizliğe karşı kendisini fazla uzun süre savunmaya çalışmasıdır.

Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.