Bir şeyin uzun zamandır yapılıyor olması, onun doğru olduğunu kanıtlar mı?
Gündelik hayatta bu soruyu nadiren soruyoruz. Bir davranışın, geleneğin ya da toplumsal alışkanlığın geçmişinin ne kadar eski olduğunu öğrendiğimizde, ona karşı doğal bir saygı duyuyoruz. “Yüzyıllardır böyle yapılıyor.” cümlesi çoğu zaman tartışmayı bitirmeye yetiyor.
Fakat bir şeyin eski olmasıyla doğru olması aynı şey değildir.
Geleneklerin güçlü olmasının nedeni yalnızca geçmişten gelmeleri değil. İnsanlar bildikleri düzenin içinde kendilerini daha güvende hisseder. Daha önce denenmiş bir yöntem, belirsiz bir yenilikten daha makul görünebilir. Bu yüzden yeni bir fikrin kendini kanıtlaması gerekirken, eski bir uygulama çoğu zaman yalnızca varlığını sürdürerek meşruiyet kazanır.
Burada ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor. Bir düşüncenin eskiliğini onun lehine kanıt olarak kullanırken, yeni bir düşünceden neden daha güçlü kanıtlar istiyoruz?
Bunun bir nedeni, geçmişi başarıyla sonuçlanmış bir süreç gibi görmemiz olabilir. Bugüne kadar ulaşmış olan gelenekleri görüyoruz; artık uygulanmayan sayısız eski uygulamayı ise görmüyoruz. Böylece geçmişin yalnızca ayakta kalan kısmıyla karşılaşıyor ve onu olduğundan daha sağlam sanıyoruz.
Üstelik bir davranış toplum içinde yeterince uzun süre tekrarlandığında, insanlar onun neden ortaya çıktığını unutabiliyor. Geriye yalnızca “Böyle yapılır.” cümlesi kalıyor. Bir noktadan sonra kuralın gerekçesi değil, kendisi korunmaya başlanıyor.
Bu durum her geleneğin değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, bazı gelenekler kuşaklar boyunca aktarılan deneyimlerin önemli bir bölümünü taşır. Sorun, geçmişten gelen her şeyi otomatik olarak doğru kabul etmekte.
Çünkü geçmiş yalnızca bilgeliğin değil, hataların da kaynağıdır.
Bugün bize anlamsız gelen birçok uygulama bir zamanlar son derece normaldi. İnsanların bunları sorgulamaması, onların doğru olduğunu göstermiyordu. Sadece içinde yaşadıkları düzenin sınırlarını henüz başka türlü düşünmemişlerdi.
Belki de bir geleneğe karşı en sağlıklı yaklaşım ne onu körü körüne reddetmek ne de sırf eski olduğu için savunmaktır. Asıl önemli olan, hâlâ hangi ihtiyaca cevap verdiğini anlayabilmektir.
Bir davranışın geçmişten bugüne ulaşması ona otomatik olarak doğruluk kazandırmaz. Ama neden bu kadar uzun süre yaşadığını sormak, bize hem onu hem de kendimizi daha iyi anlatabilir.
Çünkü bazen savunduğumuz şeyin doğru olduğuna değil, sadece bize tanıdık geldiğine inanıyor olabiliri

Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.