Neden Kendi Fikirlerimizi Savunurken Gerçeği Aramayı Bırakıyoruz?
Gerçeği aramak
İnsanlar çoğu zaman gerçeği değil, haklı çıkmayı ister. Çünkü haklılık, anlamaktan daha konforlu gelir insana
Bu sert bir iddia gibi gelebilir. Ancak günlük hayata bakınca bunun örneklerini görmek zor değildir. Bir tartışmada karşımızdaki kişinin ne söylediğini anlamaya çalışmaktan çok, vereceğimiz cevabı düşünürüz. Amaç gerçeğe yaklaşmak değil, kendi görüşümüzü korumaktır.
Bunun temel nedeni, fikirlerimizi zamanla kimliğimizin bir parçası hâline getirmemizdir.
Bir düşünceye uzun süre inandığımızda, onu eleştiren biri sadece fikrimizi değil, bizi de eleştiriyormuş gibi hissederiz. Bu yüzden yeni kanıtlarla karşılaşsak bile onları tarafsız değerlendirmek yerine reddetmeye eğilim gösteririz.
Sosyal medya bu durumu daha da belirgin hâle getirdi. Algoritmalar, zaten katıldığımız görüşleri önümüze çıkarıyor. Böylece farklı düşüncelerle karşılaşmak yerine, kendi fikirlerimizin sürekli onaylandığı bir ortamda kalıyoruz. Ve bu onaylanma hali bize haklı ve meşru hissettiriyor.
Zamanla “Doğru olabilir miyim?” sorusunun yerini “Nasıl haklı olduğumu kanıtlarım?” sorusu alıyor.
Oysa fikir değiştirmek zayıflık değildir. Aksine, yeni bilgiler karşısında düşüncesini güncelleyebilmek zihinsel olgunluğun önemli göstergelerinden biridir.
Elbette her görüş değişmek zorunda değildir. Ancak hiçbir düşünce, sorgulanamayacak kadar değerli de değildir.
Belki de gerçeğe yaklaşmanın ilk şartı, yanılıyor olabileceğimizi kabul etmektir. Çünkü insan ancak bu ihtimali kabul ettiğinde gerçekten düşünmeye başlar.

Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.