Senem | Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü
Psikolojiye neden ilgi duymaya başladığımı soranlara genelde tek bir cevap veremiyorum. Çünkü bu ilgi bir anda ortaya çıkmadı; yavaş yavaş, fark etmeden hayatımın içine sızdı.
Koç Üniversitesi’nde psikoloji okumaya başladığım ilk günlerde şunu fark ettim:
Aslında biz, kendimizi sandığımız kadar tanımıyoruz.
Daha ilk derslerde hocamız bir soru sordu:
“Gün içinde verdiğiniz kaç kararın gerçekten bilinçli olduğunu düşünüyorsunuz?”
O an içimde tuhaf bir huzursuzluk oluştu. Çünkü cevabı bilmiyordum.
Psikoloji Kitaplarda Değil, Hayatın İçinde
Psikoloji dendiğinde çoğu insanın aklına koltukta oturan bir terapist ve konuşan bir danışan geliyor. Oysa üniversitede şunu çok net gördüm:
Psikoloji, markette sıra beklerken bile karşımıza çıkıyor.
Bir gün kampüste kafede otururken, iki arkadaşın tartışmasına şahit oldum. Tartışmanın sebebi çok küçüktü ama sesler yükseliyor, kelimeler sertleşiyordu. Tam o sırada derste öğrendiğimiz bir kavram geldi aklıma:
Bilişsel çarpıtmalar
İnsanlar bazen yaşadıkları anı değil, o ana yükledikleri anlamı tartışıyordu.
O gün şunu anladım:
Psikoloji yalnızca teorik bir bilim değil, insanın kendisini aynada yakaladığı bir alan.
Koç Üniversitesi’nde Psikoloji Okumak Nasıl?
Koç Üniversitesi’nde psikoloji okumak, sizi sadece bilgiyle değil, sorgulamayla da baş başa bırakıyor. Derslerde ezberden çok şuna odaklanıyoruz:
-
Neden böyle hissediyoruz?
-
Bu davranış nereden geliyor?
-
Gerçekten mi istiyoruz, yoksa alıştık mı?
Bir derste verilen ödev hâlâ aklımdadır:
Bir hafta boyunca, gün içinde yaşadığınız duyguları not alın.
Başta çok kolay sandım. Ama birkaç gün sonra şunu fark ettim:
Duygularımızı isimlendirmekte bile zorlanıyoruz.
Üzgün müyüm, yoksa hayal kırıklığı mı?
Mutlu muyum, yoksa sadece rahatladım mı?
Psikoloji bana, hislerin de bir dili olduğunu öğretti.
Kendimle Yüzleştiğim Bir An
Psikoloji okumanın en zor tarafı şu olabilir:
Kaçamıyorsun.
Bir derste bağlanma stillerini işledik. Güvenli, kaygılı, kaçıngan… Tanımlar tek tek anlatıldı. Not alırken bir anda durdum.
“Bu… benim.”
İnsanın kendini akademik bir tanımın içinde görmesi garip ama öğretici bir deneyim. O günden sonra ilişkilerime, arkadaşlıklarıma ve hatta kendime daha dikkatli bakmaya başladım.
Psikoloji bana şunu öğretti:
Kendini tanımak cesaret ister.
Psikoloji Okuyan Biri Olarak Şunu Açıkça Söyleyebilirim
-
Her sorunun tek bir cevabı yok
-
Her davranışın tek bir sebebi yok
-
Ve her insan, sandığından çok daha karmaşık
Ama aynı zamanda şunu da gördüm:
Anlamak, yargılamaktan daha iyileştirici.
MayKairos’ta yazmamın sebebi de biraz bu.
Okuyan biri kendini bir cümlede yakalayabilsin istiyorum.
“Ben de böyleyim” diyebilsin.
Son Olarak…
Psikoloji, bana göre bir meslekten çok daha fazlası.
Bir bakış açısı.
Bir durup düşünme hali.
Ve belki de en önemlisi:
İnsana biraz daha yumuşak bakmayı öğretmesi.
Bu yazıyı okurken içinizde bir yerde küçük bir farkındalık oluştuysa, amacına ulaşmış demektir.
— Senem
Koç Üniversitesi | Psikoloji
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.