Duygusal yorgunluk, çoğu zaman fark edilmeden başlar. Biri “Nasılsın?” diye sorduğunda düşünmeden verilen “iyiyim” cevabı, bu sürecin en görünmez göstergelerinden biridir. Çünkü bazen insan gerçekten iyi olup olmadığını kontrol bile etmez.
Cevap otomatikleşir.
Soru bir durup düşünme alanı açmaz.
Konuşma hızlıca kapanır.
Ve zamanla “iyiyim” demek, konuşmayı kısa kesmenin en güvenli yolu hâline gelir.
Konuşursam Dağılırım Sanmak
Duygusal yorgunluk çoğu zaman bastırmayla büyür.
Bazı günler insanın içinde bir şeyler birikir.
Ama dışarı çıkmasına izin verilmez. Çünkü konuşulursa kontrol kaybedilecekmiş gibi hissedilir.
-
Ağlarsam zayıf görünürüm.
-
Anlatırsam dağılırım.
-
Durursam geride kalırım.
Bu düşünce yapısı, duygusal yorgunluğun temelini oluşturur.
Sustukça ses azalmaz. Sadece yön değiştirir.
Gece sessizliğinde, yalnız kalındığında daha yüksek konuşur.
Yorgunluk Hep Bedenden Gelmez
Duygusal yorgunluk çoğu zaman fiziksel bir tükenmişlik gibi görünür:
-
Uyursun ama dinlenmezsin.
-
Gün içinde az şey yaparsın ama ağır hissedersin.
-
Enerjin vardır ama motivasyon yoktur.
Aslında yorulan beden değil, “iyi olmalıyım” baskısıdır.
Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, sürekli toparlayıcı olmak, sürekli sorun çıkarmayan kişi rolüne bürünmek insanı içten içe tüketir.
Duyguları düzenleme ve bastırma üzerine yapılan psikolojik araştırmalar, özellikle James Gross’un çalışmalarında, bastırmanın uzun vadede zihinsel yük oluşturduğunu gösterir. Duyguyu bastırmak çözmez; erteler.
Dış kaynak örneği : https://plato.stanford.edu/entries/emotion/
“İyi Olmak Zorunda Değilsin” Cümlesi
Duygusal yorgunlukla yüzleşme genellikle dramatik bir anla gelmez.
Bazen tek başına, sıradan bir akşamda olur.
Sessiz bir iç konuşma ile.
“İyi olmak zorunda değilsin.”
Bu cümle mucize yaratmaz.
Ama bir şeyi yerinden oynatır.
Çünkü ilk kez kişi kendine karşı dürüst olmuştur.
İyi Olmaya Çalışmak da Bir Yük
Toplum çoğu zaman pozitifliği ödüllendirir.
Sorunsuz görünen insanlar tercih edilir.
Bu da şunu üretir:
İyi olamasan bile iyi görünmek.
Duygusal yorgunluk tam burada derinleşir.
Hissettiğini olduğu gibi yaşayamamak insanı boşaltır.
Modern psikoloji, özellikle Brené Brown’un çalışmalarında, kırılganlığın güçsüzlük değil, bağ kurmanın temeli olduğunu vurgular. İnsan duygularını inkâr ettiğinde değil, kabul ettiğinde dengelenir.
Duygusal Yorgunluk Nasıl Fark Edilir?
Aşağıdaki belirtiler uzun süreliyse durup düşünmek gerekir:
-
Sürekli “iyiyim” deyip içsel huzursuzluk yaşamak
-
Nedensiz yorgunluk
-
Küçük şeylere aşırı tepki
-
İç konuşmanın sertleşmesi
-
Hislerden kaçma
Duygusal yorgunluk her zaman dramatik görünmez. Bazen sadece boşluk hissidir.
Şimdi Ne Yapılabilir?
Duygusal yorgunlukla mücadele etmek büyük adımlarla değil, küçük dürüstlüklerle başlar.
1. Kendine Yalan Söylememek
Canın sıkkınsa, bunu inkâr etme.
Yorgunsan, küçümseme.
2. Her Duyguyu Çözmek Zorunda Değilsin
Bazen anlamak değil, fark etmek yeterlidir.
3. Kendini Performans Gibi Yaşamamak
İnsan üretmek zorunda değildir.
Sürekli iyi olmak zorunda hiç değildir.
Küçük Bir Not
Duygusal yorgunluk bir zayıflık değildir.
Bir uyarıdır.
İyi olmak bir hedef değildir.
Geçici bir hâldir.
İnsan her hâliyle değerlidir.
Neşeliyken de, yorgunken de, kararsızken de.
Ve belki de en önemli dönüşüm şudur:
İyi olmadığını fark edebilmek, iyileşmenin başlangıcıdır.

Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.