Günlük Hayattan Psikolojik Bir Okuma
Psikoloji okumaya başladığımda fark ettiğim ilk şey şuydu:
İnsanlar çoğu zaman hayatlarındaki engelleri dışarıda arıyor ama asıl zorlayıcı olan, kendi düşünce kalıpları oluyor. Bunu bazen fark ederek, bazen de hiç farkında olmadan yapıyoruz.
Bu yazıda bilimsel terimleri sıralamak yerine, insan zihninin neden bazen kendi ayağına takıldığını günlük hayattan örneklerle anlatmak istiyorum.
Beyin Güvenliği Sever, Gelişimi Değil
Zihin için önemli olan ilk şey ilerlemek değil, güvende kalmaktır.
Bu yüzden yeni bir şeye başlarken içimizden bir ses hemen konuşur:
“Ya olmazsa?”
“Ya rezil olursam?”
“Ya yeterli değilsem?”
Bu ses aslında kötü niyetli değildir. Beynin, belirsizlikten kaçınma refleksidir. Sorun şu ki, bu refleks uzun vadede bizi aynı yerde tutar.
Erteleme Tembellik Değildir
Erteleme çoğu zaman yanlış anlaşılır. İnsanlar kendine “üşeniyorum” der ama psikolojide bunun arkasında genellikle kaygı vardır.
Örnek:
Bir ödev düşün. Konu zor değil ama yine de başlanamıyor. Bunun nedeni çoğu zaman:
-
“Yeterince iyi yapamazsam” düşüncesi
-
Yanlış yapma korkusu
-
Başladığında performans beklentisinin artması
Bu yüzden zihin, işi erteleyerek aslında kişiyi rahatlatmaya çalışır.
Neden İyi Giderken Bozarız?
Bazen her şey yolundayken sebepsiz bir huzursuzluk başlar. İlişkide, okulda ya da işte…
Bu durum genellikle şuradan gelir:
“Böyle iyi gitmesi normal değil.”
Zihin, tanıdığı duygularla yaşamak ister. Eğer geçmişte hayal kırıklıkları fazlaysa, rahatlık hissi bile insana yabancı gelebilir. Bu da kişinin bilinçsizce sorun yaratmasına yol açabilir.
Kendimizle Konuşma Şeklimiz Çok Etkili
Dışarıdan biri bize ne derse desin, en çok inandığımız ses kendi iç sesimizdir.
Şu iki cümle arasındaki fark çok önemlidir:
-
“Bunu beceremiyorum.”
-
“Şu an zorlanıyorum.”
Birincisi kimliği hedef alır.
İkincisi durumu tanımlar.
Psikolojide bu fark, kişinin özgüveni ve devam etme isteği üzerinde ciddi etki yaratır.
Küçük Değişimler Büyük Etki Yaratır
Zihni tamamen değiştirmek mümkün değildir ama alışkanlıkları yumuşatmak mümkündür.
-
Her şeyi mükemmel yapmak yerine, yapılmış olmasına odaklanmak
-
Ertelemenin geldiği anı fark edip kendini suçlamamak
-
“Neden yapamıyorum?” yerine “Ne zor geliyor?” diye sormak
Bunlar küçük ama etkili adımlardır.
Sonuç: Zihin Düşman Değil, Koruyucudur
Beyin çoğu zaman bizi engellemeye çalışıyormuş gibi görünür ama aslında yaptığı şey korumaktır. Sorun, bu korumanın artık işe yaramadığı anlarda da devam etmesidir.
Kendini anlamaya çalışmak:
-
Zayıflık değil
-
Bilinçlenmedir
Psikoloji bana şunu öğretti:
İnsan kendine karşı biraz daha anlayışlı olduğunda, zihni de daha esnek hale gelir.
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.